TAHAMMÜL

Ve biz her zaman

Fikirlerimize ters düşen insanları bile “mecburen” hayatımızda tutma çabasındayız.

“Katlanmak” dedikleri bu yalan yanlış düzende sahte gülümsemelerle örtmeye çalıştığımız memnuniyetsizliklerimizle başbaşayız.

Kendimize düşen tahammül sınırlarını aşıp öz saygımızı kaybettiğimiz anda iç dünyamızın magma tabakasında koca bir delik açıp, iç kırıklıklarıyla devam etmeye çalışıyoruz yolumuza.

Ve zihnimiz depremlere gebe kaldırımlarda ruhsuz bi adam edasıyla kendiyle hep savaşta.

O da “İnsan” diyebilmek

Zamana bıraktığım insanların, bıraktığım yerde saymalarına şaşırmıyor değilim.

Hani şu yüreğimizde kelepçelerle sarıp sarmaladıklarımızın tam da oldukları yerde saymalarına şaşırmıyorum işte.

O yapmaz’larımız

Saçmalama herkes yapar da ondan beklenmez’lerimizi bir kenara bırakıp herkesin, hepsinin birer insan olduğunu hatırlatmaya davet ediyorum sizi.

Unutmayın

Musa da Firavun da insanın içinde gizlidir.

Ve insan her daim hata yapmaya meyillidir.

Yüzleşme

Yaptığın hatalar karşında elinde kalan o koca pişmanlığın ardına sığınıp kaçtığında yakana yapışan o hisse vicdan demişler. Özür dilememek adına sakladığın her köşe o uslanmaz gururunla dolmuş. Kendini büyük görüşün de hiçliğinmiş mesela. Şu koca evrende zerre kadar bile yer edinemeyişinmiş. Zaman herşeyi öldürürde ki herşeyin bi parçası olmuşsun zamanla ama yine de yokolup gidişini kimseler duymamış şehrin bu yanından. Ve kelimelerin anlamsız kalmış onca lügatte. Kendini anlatamayışının adına sessizlik koymuşlar.

||23.04